Article Detail

Mutlaka İzlemeniz Gereken Tek Mekânlı Filmler

20.12.2019 | 18:53

Çoğunlukla birbirinden farklı karakterlerin, tek bir alana veya duruma ‘sıkıştığı’ hikâyeler, tek mekânda geçen filmlerin temel yapısını oluşturur. Kısıtlı mekân ve az karakterle etkileyici hikâyeler çıkaran bu filmler, güçlü diyaloglara sahiptir.


Telefon kulübesinde bir gün: Phone Booth (Telefon Kulübesi)

Kamera, uzay boşluğunda süzülen bir uyduyu gösterir. O uydudan sonra, Dünya gösterilir. Kamera Dünya’ya kuş bakışı olarak yaklaştıkça, binalar gözükür. Binalar, o mesafeden bilgisayar çiplerini andırır; kamera o çiplere yakınlaşır, daha derinlere girer ve cep telefonuna ulaşarak tekrar dışarı çıkar. İşte Telefon Kulübesi filmi, bu şekilde başlar: iletişimin yolculuğu! 

2002 yapımı Telefon Kulübesi, Stu Shepard adlı bir reklamcının, kalabalık bir caddenin ortasındaki bir telefon kulübesinde hapsolmasını anlatır. Film, iletişim aygıtlarının geliştiğine ama insanların birbiriyle olan iletişiminin hâlâ ‘yetersiz’ olduğuna değinir. 

İzlerken heyecanlanacak ve bir çırpıda bitirecek film arıyorsan “Telefon Kulübesi”, tam sana göre!



Kişilik, artık bir pazarlama ürünüdür: The Big Kahuna (Büyük Kahuna)

3 pazarlamacı düşün. Bunlardan ikisi orta yaşlarında ve mesleklerinde yeterince deneyimleri var. Bir diğeri de bu sektöre yeni giren, 20’li yaşlarında bir pazarlamacı. Üçünü de çok önemli bir müşterinin geleceği toplantı için bir otel odasına koy ve bırak da ‘kişilik’ hakkında tartışsınlar! 

Kevin Spacey, Danny DeVito ve Peter Facinelli’nin başrollerini paylaştığı Büyük Kahuna, insan ilişkilerinin bir pazarlama metoduna dönüşmesini eleştiren oldukça başarılı bir tek mekân filmi. Öyle bir film düşün ki; din, evlilik, dostluk, kişilik gibi hayattaki çok önemli kavramların hepsi, film içinde aynı amaca hizmet etsin: kariyer!,



Binalar insanlara benzer, temellerini sağlam atman gerekir: Locke 

Ivan Locke adlı bir inşaatçının, bir gece arabasına binip yola çıkarak, hayatındaki yanlışları düzeltmesini izleriz Locke filminde. Tamamen bir arabanın içinde geçen bu film, Tom Hardy dışında başka hiçbir oyuncuyu fiziksel olarak göstermez; diğer karakterleri, Hardy’nin canlandırdığı Locke karakterinin telefon konuşmalarından dinleriz. 

Locke bir gece öncesinden patronuna işini bıraktığını söyler ve arabasıyla yola çıkar. Geçmişte hangi konuda hata yaptıysa, o konuyla alakalı tanıdığı insanları telefonla aramaya başlar; biz de onun bu konuşmalarına tanık oluruz. Film, toplumsal ilişkileri, yan yana duran binalara benzetir ve Locke karakteri üzerinden, insanların birbiriyle olan tüm sorunlarının çözümü için ‘’temellere’’ bakılması gerektiğini hatırlatır. 

 



Bir sınıf çatışması: Panic Room (Panik Odası)

David Fincher’ın yönettiği Panik Odası, gerilim dozu yüksek bir tek mekân filmi. Evine gelen silahlı hırsızlardan korkan bir anne ve çocuğu, evlerinde gizli bir bölmede yer alan panik odasına girip saklanırlar. Temel ihtiyaçların karşılanabildiği bir sığınağa benzeyen bu oda, kısa bir süre sonra hırsızlar tarafından fark edilir ve filmin gerilimi tırmanarak artar.

Panik odaları, çok eski tarihlerden beri, özellikle lüks konutlarda, ev sahiplerinin tehlikeli durumlardan korunması için yapılırdı. Yönetmen Fincher, panik odasını bir metafor olarak kullanarak; zengin sınıfın kendini, toplumun diğer sınıflarından soyutlamasını ve onlardan korunmak için çizdiği duvarları anlatmaya çalışır. Sınıflar arası diyalog eksiğine odaklanan film hem güçlü bir gerilim vadediyor hem de toplumsal bir diyaloğa işaret ediyor.



Cumartesi gününü okulda geçirmek: Kahvaltı Kulübü (The Breakfast Club)

Lise gençliğini anlatan Amerikan filmlerini ve dizilerini hatırla ve onlarda sıklıkla karşına çıkan 5 klişe karakter düşün. Kendini yaptığı sporla ve fiziğiyle tanımlayan bir ‘sporcu’, okulda sadece güzelliğiyle öne çıkan bir ‘prenses’, tüm kurallara karşı gelerek kendi varlığını oluşturan bir ‘suçlu’, derslerinde çok başarılı olan bir ‘inek’ ve kimseyle iletişim kuramayan, hiçbir öğrenci grubuna dahil edilemeyen bir ‘çatlak’.

Okul hayatının olağan şartlarında asla yan yana gelmeyecek olan bu 5 öğrenciye, ortak bir ceza verilir: cumartesi gününü okulun kütüphanesinde geçirmek! Okul müdürü Bay Vernon, her bir öğrencinin kütüphanede geçirdikleri bu bir gün içinde ‘’Ben kimim?’’ başlıklı bir kompozisyon yazmasını ister. 

Teenage sinemasının en başarılı örneklerinden biri olan Kahvaltı Kulübü, ergen karakterleri üzerinden seyirciye çok temel bir soru sorar: Kimlik nedir? Kimliğimizi neye göre belirleriz? 

Kütüphanedeki her bir karakterin aileleriyle yaşadığı sorunlarını ve karakter arayışlarını aktaran film; insanların aslında birbirinden o kadar da farklı olmadığını anlatmaya çalışır. Başlarda birbirinden nefret eden bu 5 karakter, filmin ilerleyen sahnelerinde yakınlaşmaya, normal şartlarda söylemeyecekleri sırlarını birbirlerine anlatmaya başlar. İşte o zaman, problemlerinde yalnız olmadıklarını anlarlar. 

Matematik Kulübü, Fizik Kulübü, Spor Kulübü gibi okul hayatında sıklıkla karşılaşılan öğrenci topluluklarının yanında, bu 5 öğrencinin birlikte geçirdiği zaman, bir başka isimle anılacaktır: Kahvaltı Kulübü. 

Filmde yazılan kompozisyona ait cümlelerle yazıya noktayı koyalım:

‘’Sayın Bay Vernon, 

Her ne yaptıysak, bunun için koca bir cumartesimizi cezalı olarak geçirmek zorunda olduğumuzu kabulleniyoruz. Ama bize kim olduğumuza dair bir kompozisyon yazdırdığınız için deli olmalısınız. Çünkü bizi zaten görmek istediğiniz gibi görüyorsunuz; en basit terimlerle, en uygun tanımlarla... Bugünün sonunda şunu öğrendik ki her birimiz bir beyiniz, bir sporcuyuz, bir çatlağız ve bir suçluyuz. Bu sorunuzu cevaplar mı? 

Saygılarımızla, 

Kahvaltı Kulübü. ‘’



İyi Bir Pizza Sosu Nasıl Yapılır?

İyi Bir Pizza Sosu Nasıl Yapılır?

Sipariş Beklerken İzleyebileceğin 30 Dakikalık Diziler!

Sipariş Beklerken İzleyebileceğin 30 Dakikalık Diziler!